BEBEĞİMİZ DOĞDU
Adı : Kerem
Anne Adı : Ebru
Baba Adı : Mehmet
Doğum Tarihi : 11 Mayıs 2006
Burcu : Boğa
Doğduğu Hastane: Anadolu Sağlık Merkezi
Doktoru : Filiz Ebru
Doğum Kilosu : 3 kilo 18 gram
Boyu : 50 cm.
Baş Çevresi :33,5 cm
Adı : Kerem
Anne Adı : Ebru
Baba Adı : Mehmet
Doğum Tarihi : 11 Mayıs 2006
Burcu : Boğa
Doğduğu Hastane: Anadolu Sağlık Merkezi
Doktoru : Filiz Ebru
Doğum Kilosu : 3 kilo 18 gram
Boyu : 50 cm.
Baş Çevresi :33,5 cm
Bebeğimin normal doğumla doğmasını çok istedim ama her zaman bu sizin elinizde olmuyor. Her şey normal doğuma uygun sanırken son anda sezeryan olmak zorunda olduğumu öğrendim. Aylardır gittiğim doktorun bana “bu bebeğe müdahale etmemiz gerek.” Demesiyle yıkıldım. Müdahale derken ne demek istediğini sordum. Suni sancımıydı demek istediği. “evet ama ona da sonuç vermezse
boşuna sancı çekmiş olursun” dedi. Doktorun, hamile insanların ne kadar hassas olduğundan haberi yoktu sanırım. O kadar soğuk ve olağan bir tavırla konuşuyordu ki… bu konuşmanın ardından NST (none stres test) ye girdim. Yani bebeğimin kalp atışları dinlendi. Tabi ben bu süre( yaklaşık 20 dk. Boyunca) ağladım. Sonuç: “testi 1 saat sonra tekrar yapmalıyız.” oldu. Son anda doktor değiştirdim. Siz siz olun doktorunuzu sevemediyseniz son ana kadar beklemeyin ve değiştirin. Sonuç olarak ilk muayene olduğum hastaneye gittim. Oradaki doktorun yaklaşımı ise harikaydı. Beni ultrasona aldı ve bak bebeğin üzgün görünüyor. Artık çıkmak istiyor. Normal doğum sancıların yok ve bebek doğum kanalına girerek doğum hazırlığı yapmamış. Bu durumda sezaryen olman gerek.” Dedi. Yaklaşımı o kadar güzeldi… fakat ben kendimi hep normal doğuma hazırlamıştım. Sezeryan hakkında hiçbirşey bilmiyordum. Zaten sezeryanı bilmemde gerekmezdi. Sezeryanda bana düşen bir şey yoktu. Normal doğumdaki gibi kasılmalar, kesik kesik nefes almalar, zamanı gelince ıkınmalar gibi şeyler söz konusu değildi. Sezaryen olmanın en üzücü yanı ise bebeğimin ilk çığlıklarını duyamayacaktım ve ilk görenlerden olamayacaktım. Uyuyacaktım ve uyandığımda bu bebek senin diye getireceklerdi. Meğer bununda çözümü varmış.
Sezaryenden önce beni yerleştirdikleri hastane odasında oturmuş eşimin gelmesini beklerken anestezi uzmanı odama geldi ve bana lokal anestezi mi yoksa genel anestezi mi diye sordu ve açıklamaya başladı. Epidural anestezide belimden vurulacak bir iğneyle belden aşağısı uyuşturuluyormuş. Bilinç açık. Her şeyin farkında oluyorsun. Bebeğinin doğumunu görüyorsun ve ilk çığlıklarını duyuyorsun. Eşinin doğum sırasında yanında olmasına izin veriyorlar. Genel anestezide ise uyuyorsun. Doğum oluyor uyanıyorsun ve işte bebeğin diyorlar. Her şey senin dışında oluyor ve eşinde zaten doğumhaneye alınmıyor. Ben epiduralı biliyordum. Onu çok araştırmıştım. İsveç’te doğum yapan eltim normal doğumu epiduralla yapmıştı ve çok memnundu. Bana çok tavsiye etti. Ama Canada’da doğum yapan kuzenim “hala belim ağrıyor. Çoğu zaman bebeğimi yattığı yerden alırken çok ağrı duyuyorum”dedi. Türkiye’de ise epidural olan kimseyi tanımıyordum. Bir öğrencim Türkiye’de epidural olan tanıdıkları olduğunu ve ikisinin de çiş tutma ve bel ağrısı konusunda şikayetleri vardı. Bunları doktor hanıma söylediğimde bu konuda beni rahatlattı. Doktorumuz Ebru hanım ise bende epiduralla doğum yaptım. Çok rahat ettim.”dedi. bende cesaretlendim. Hemen eşimi arayıp ona anlattım. Sence hangisi dedim. Oda epidural olsun. Bende yanında olayım deyince karar verildi. Epidural olacaktım. Epidural belinize vurulan iğne dışında harika bir şey. Acısız normal doğum yapmış gibi oluyorsunuz. Beynimde hiçbir uyuşukluk hissetmedim. Sezeryandan kısa bir süre sonra ayaklarımı hissetmeye başladım. Sezeryan olan bölgenizi görmediğiniz için bu sizi etkilemiyor. Epduralın en büyük avantajı bebeğiniz hiç uyuşturucudan etkilenmiyor. Genel anestezide bebek anesteziden payını alıyor.
Bebeğim artık kollarımda ve ben çok mutluyum. Emzirmem gerekiyor. İlk saatlerde gelen sütün ne derece önemli olduğunu biliyorum ve bol bol bu colostum denilen sütten vermek istiyorum ama oda ne? Meme yapım emzirmeye uygun değil. Önceki gittiğim hastane de bunun için hiç bilgi verilmedi ve emzirebilmem için gerekli olan egzersizler yapılmadı. Sonuç olarak bebeğimi emzirmek için çok uğraştım olmadı. Sonunda emzirebilmek için silikon başlık kullandım. Bir süre sonrada emzirmekte sorun yaşamadım. Bebeğim 15 aylık olana kadar emdi. Kendi isteğiyle de bıraktı. Zaten dişleri çıktığında zor oluyorduJ emzirmemin çok faydalarını gördüm. Bünyesi çok sağlam maşallah. Bugüne kadar babası ve benim geçirdiğimiz sayısız grip salgınından etkilenmedi.
Hastanede hemşireler bana bazı şeyler anlattılar. Bunlar birer ders niteliğindeydiler.
Ders 1: bebeği kaynamış soğumuş suyla banyo yapmamı önerdiler. İlk 7 ay öyle yaptım. Daha sonra musluk suyundan mikrop kapan ve hastanelik olan bebekleri duyduğumda iyi ki böyle yapmışım dedim.
Ders 2: göbek kordonunu her altına baktığımda %70 saf alkolle temizlemem gerektiğini söylediler. Ayrıca göbek kordonu özellikle erkek bebeklerde bezinin dışında kalmalı. Bebek bezinin ön tarafını katlayarak göbek kordonunu açıkta bırakabilirsiniz. Çünkü idrarla temas etmemesi çok önemli. (1 hafta sonra göbek bağı düştü.)
Ders 3 : temiz ve ütülenmiş bir tülbent ile bebeğimin temizliğini günlük olarak yapmamı önerdiler. Mendilin dört köşesini de farklı bölgeleri temizlemek için kullanıcaktım. kaynatılmış soğutulmuş suya ilk köşe batırılacak ve dili temizlenicek. Ağzında pamukçuk olmaması için, ikinci köşesi yine suya batırılıp sağ göz kapağı içten dışa silinecek. Aynı işlem sol göz için mendilin diğer köşesi kullanılacak. Son köşede kulaklarının arkası için kullanılacak.
Ders 4 : ilk günlerde günde yaklaşık 15 defa altını kirleten bebeğimizin altını yine kaynamış soğumuş suyla temizlemem ve sık sık altını değiştirmem önerildi.
Ders 5: emzirme esnasında her memenin en az 5 dk. En fazla 20 dakika emzirilmesi gerektiğini, en son emzirilen memenin bir sonraki emzirmede ilk emzirilen meme olması gerektiğini söylediler. Ne kadar çok emzirirsek o kadar çok sütümüz artarmış. Sütü artıran en önemli şeyde bol bol sıvı tüketmekmiş. (Özellikle su)
Ders 6 : emzirdikten sonra birkaç dakika gazını çıkarmak için bebeğimizin sırtını sıvazlamalıyız.
Ders 7 : banyoya başlamadan önce bütün banyo malzemeleri hazır olmalıdır. Banyodan sonra kullanacağınız havlu ve giydireceğiniz giysileri de hazırlamanızda fayda var. Banyo yaptırırken en son başını yıkamalıyız. Başını yıkarken kulaklarını bükerek kulağına su kaçmasını engellemeliyiz. İlk günler banyo 5 dakikadan uzun olmamalı.
Sezeryan olmak insanı zorluyor. Hareketinizi kısıtlıyor. Beni ameliyattan yaklaşık 1 saat sonra hemşireler ayağa kaldırarak yürümemi istediler. Ne kadar çabuk ayağa kalkarsam o kadar iyiymiş. Yattığım yerden kolay gözüküyordu. Ne var ki kalkar yürürüm diyorsunuz ama öyle değilmiş. Önce oturtturuldum. Annem ve hemşire hanım terliğimi giydirmek için beni bıraktılar ve ben hooopp yatağa yan yattım. Yani bırakın ayağa kalkmayı oturmayı bile tek başıma yapamıyormuşum meğer. Sonra beni tutarak ayağa kaldırdılar ve kesinlikle önüme değil ileriye bakmamı söylediler. Midem bulanabilirmiş. Bende mide bulantısı olmadı. Ayağımı güçlükle sürüyerek yürüyebiliyordum. Yatağa dönmeyi can attığımı hatırlıyorum.
Elinize bir düğme tutuşturuyorlar. Bu acı hissetmemeniz için bir serumun düğmesi. Acı hissettiğinde tık yapıyorsun ve ilacı açıyorsun sadece birkaç damla. Ben okuduklarımdan acı hissetmeden basmam gerektiğini öğrenmiştim. Hile yapıp üst üste basarsanız biiip biiiiip yapıyor. Yani boşuna basma veremeyiz demek oluyor. Her seferinde tek bir tık hakkınız var. Bir süre sonra hemşire bana serumu çıkarmayı önerdi. Ama onu bırakmak istemiyordum. Buna hazır değildim. Bana, bunun daha iyi olacağını, şimdiden onsuzluğa alışmam gerektiğini çünkü yarın eve çıktığımda zorluk çekeceğimi anlattı. Bende kabul ettim ama bir süre sonra acılar başlayınca ona kızmaya başladım ama o haklıydı. Serumun yerini tutacak olan vermidondu. Eve döndüğümde de vermidon kullanacaktım. Hastanede o kadar rahattım ki eve dönmeye korkuyordum. Nasıl başa çıkacaktım?
Artık eve dönüş vakti. Bebeğimin eviyle tanışma vakti…
Hastaneden tam çıkarken bebeğimin biluribin seviyesinin yüksek olduğunu söylediler. Işık tedavisi gerekebilirmiş. Yani sarılık olma olasılığı var mış. Eskiler yeni doğan bebeğe sarı giydirirler. Sarılık olmasın diye. Gerçek şu ki beyaz giydirdiğinizde bebek gerçekten sarı gözüküyor. Sarı giydirdiğinizde ise sarı olduğu kamufle oluyor. Bu beni çok üzdü. Bu üzüntüyle hastaneden çıktık. Birkaç gün sonra bir çocuk doktoruna götürdük. Doktor kan almaya bile gerek olmadığını yeni doğan bebeklerin %80’inde biluribin değerlerinin yükseldiğinin 1 hafta sonra ise normale döndüğünü söyledi. Çok sevinmiştik. Gerçektende öyle oldu. Doktordan doktora her zaman fark vardır. Emin olmadığınız durumları başka bir doktora danışmayı deneyin. Sonuç sevindirici olabiliyor.
Böylece artık doktorumuzu bulmuştuk. Ali cihandide. Aşılarımızı artık o vuruyor ve gelişim kontrollerini o yapıyordu. Aşıyı gerçekten çok güzel yapıyordu. Bebeğimiz sadece birkaç saniye ağlıyor sonrasında hemen susuyordu. Bir aşıyı farklı bir yerde vurdurmak zorunda kaldık. Verem aşısını. İşte o zaman aradaki farkı anladık. Kerem 1 hafta kendine gelemedi.
Bu arada bebeğimizin doğumdan sonra kilosunda düşüş oldu. 2 kilo 870 gr. Bu normalmiş. Doğum kilosunda ilk zamanlarda düşüş olurmuş. 2.500 kilodan aşağı olmamak şartıyla.
ARTIK EVDEYİZ
Yarım saatte bir emziriyorum. Gece uyku yok, gündüz uyku yok. Yorgun düşüyorsunuz. Emziriyorum neden hala ağlıyor? Nedenini Doktor Cihan bey söylüyor. Sütün doyurucu değil. Mama takviyesi yapmamız lazım. Eğer şimdi başlamazsak bebeğinin gelişiminde ciddi olumsuzluklar olabilir” diyor. Yine üzülüyorum. Eve gidip söylendiği şekilde aldığım biberonları 5 dakika kaynatıyorum. Hijyen çok önemli. Daha yeni doğdu ve bünyesi çok hassas. Sonra içme suyunu 10 dakika kaynatıyorum.(mama için) ne fazla ne az. Çok olursa suyun içindeki önemli mineraller yok olabiliyor ve oksijen miktarı azalıyor. Eğer 10 dakikadan az kaynatırsanız da içerisindeki mikroplar ölmüyor. Bütün bunları hallettikten sonra mamayı verdim ve Kerem’in gözleri kaydı ve hiç olmadığı kadar huzurlu uykuya daldı. Doktorumuz haklıydı. Kerem açlıktan uyuyamıyor sürekli ağlıyordu. Kendimi suçlu hissettim ve çok üzüldüm. Ama çok sonra bunun benim elimde olmadığını kabullendim. Anne sütü ve mama bir arada çok iyi gitti. Emzirmeyi hiç bırakmadım. Size mama verdiğiniz için kızanlar oluyor. Özellikle anneniz. İstediğiniz kadar savunma yapın olmuyor. Neden mama? Sadece emzir. Doktora bakma sen diye söyleniyor. Zaten bebeğiniz olduktan sonra herkes size bir şeyler için kızıyor. Yaptıklarınızın yanlış olduğunu söylüyor. O yüzden diyorum ki araştırın. Ben gördüm ki herkes farklı bir şey söylüyor. Doğruyu bulmak sizin elinizde.
Önceleri keremle aynı odada yatıyoruz. Şu satılan küçük sepetlerden almıştık. İyi ki de almışız. Çok rahat ettik. Bebeğiniz yattığı yerden kendi oturabilene kadar bunu yatak olarak kullanabiliyorsunuz. Ayrıca sezeryanlı bir anne için çok derin olmadığından bebeğini yatırıp, kaldırmakta zorluk çekmiyorsunuz. Bir şey vardı bizi zorlayan. Bebeğimiz gündüz uyuyor gece ise sürekli uyanık, bizide uyutmuyordu. Nedenini odanın karanlık olmasına bağladık. Gece lambasıyla uyumayı denedik. Haklıydık. Artık gündüz uyanık gece uyuyorJ Kerem 3 aylık olana kadar aynı odayı paylaştık. Sonunda onu hazırladığımız kendi odasına almaya karar verdik. 3 ay bir dönüm noktası sanki. Bebeğinizin farkında olmaya başladığı an. Bir arkadaşım bana bebeklerin 3 aylıkken karekter değişikliği yaşadığını söylemişti. Bir şeylere alıştırma vaktiydi bizim için. Eğer odaları ayırma kararını erteleseydik sonrasında çok zorluk çekebilirdik kim bilir. Biz çok rahat ettik. Küçük bir gece lambası yaktık odasında. Karanlıkta uyumuyordu.
Sezaryenden önce beni yerleştirdikleri hastane odasında oturmuş eşimin gelmesini beklerken anestezi uzmanı odama geldi ve bana lokal anestezi mi yoksa genel anestezi mi diye sordu ve açıklamaya başladı. Epidural anestezide belimden vurulacak bir iğneyle belden aşağısı uyuşturuluyormuş. Bilinç açık. Her şeyin farkında oluyorsun. Bebeğinin doğumunu görüyorsun ve ilk çığlıklarını duyuyorsun. Eşinin doğum sırasında yanında olmasına izin veriyorlar. Genel anestezide ise uyuyorsun. Doğum oluyor uyanıyorsun ve işte bebeğin diyorlar. Her şey senin dışında oluyor ve eşinde zaten doğumhaneye alınmıyor. Ben epiduralı biliyordum. Onu çok araştırmıştım. İsveç’te doğum yapan eltim normal doğumu epiduralla yapmıştı ve çok memnundu. Bana çok tavsiye etti. Ama Canada’da doğum yapan kuzenim “hala belim ağrıyor. Çoğu zaman bebeğimi yattığı yerden alırken çok ağrı duyuyorum”dedi. Türkiye’de ise epidural olan kimseyi tanımıyordum. Bir öğrencim Türkiye’de epidural olan tanıdıkları olduğunu ve ikisinin de çiş tutma ve bel ağrısı konusunda şikayetleri vardı. Bunları doktor hanıma söylediğimde bu konuda beni rahatlattı. Doktorumuz Ebru hanım ise bende epiduralla doğum yaptım. Çok rahat ettim.”dedi. bende cesaretlendim. Hemen eşimi arayıp ona anlattım. Sence hangisi dedim. Oda epidural olsun. Bende yanında olayım deyince karar verildi. Epidural olacaktım. Epidural belinize vurulan iğne dışında harika bir şey. Acısız normal doğum yapmış gibi oluyorsunuz. Beynimde hiçbir uyuşukluk hissetmedim. Sezeryandan kısa bir süre sonra ayaklarımı hissetmeye başladım. Sezeryan olan bölgenizi görmediğiniz için bu sizi etkilemiyor. Epduralın en büyük avantajı bebeğiniz hiç uyuşturucudan etkilenmiyor. Genel anestezide bebek anesteziden payını alıyor.
Bebeğim artık kollarımda ve ben çok mutluyum. Emzirmem gerekiyor. İlk saatlerde gelen sütün ne derece önemli olduğunu biliyorum ve bol bol bu colostum denilen sütten vermek istiyorum ama oda ne? Meme yapım emzirmeye uygun değil. Önceki gittiğim hastane de bunun için hiç bilgi verilmedi ve emzirebilmem için gerekli olan egzersizler yapılmadı. Sonuç olarak bebeğimi emzirmek için çok uğraştım olmadı. Sonunda emzirebilmek için silikon başlık kullandım. Bir süre sonrada emzirmekte sorun yaşamadım. Bebeğim 15 aylık olana kadar emdi. Kendi isteğiyle de bıraktı. Zaten dişleri çıktığında zor oluyorduJ emzirmemin çok faydalarını gördüm. Bünyesi çok sağlam maşallah. Bugüne kadar babası ve benim geçirdiğimiz sayısız grip salgınından etkilenmedi.
Hastanede hemşireler bana bazı şeyler anlattılar. Bunlar birer ders niteliğindeydiler.
Ders 1: bebeği kaynamış soğumuş suyla banyo yapmamı önerdiler. İlk 7 ay öyle yaptım. Daha sonra musluk suyundan mikrop kapan ve hastanelik olan bebekleri duyduğumda iyi ki böyle yapmışım dedim.
Ders 2: göbek kordonunu her altına baktığımda %70 saf alkolle temizlemem gerektiğini söylediler. Ayrıca göbek kordonu özellikle erkek bebeklerde bezinin dışında kalmalı. Bebek bezinin ön tarafını katlayarak göbek kordonunu açıkta bırakabilirsiniz. Çünkü idrarla temas etmemesi çok önemli. (1 hafta sonra göbek bağı düştü.)
Ders 3 : temiz ve ütülenmiş bir tülbent ile bebeğimin temizliğini günlük olarak yapmamı önerdiler. Mendilin dört köşesini de farklı bölgeleri temizlemek için kullanıcaktım. kaynatılmış soğutulmuş suya ilk köşe batırılacak ve dili temizlenicek. Ağzında pamukçuk olmaması için, ikinci köşesi yine suya batırılıp sağ göz kapağı içten dışa silinecek. Aynı işlem sol göz için mendilin diğer köşesi kullanılacak. Son köşede kulaklarının arkası için kullanılacak.
Ders 4 : ilk günlerde günde yaklaşık 15 defa altını kirleten bebeğimizin altını yine kaynamış soğumuş suyla temizlemem ve sık sık altını değiştirmem önerildi.
Ders 5: emzirme esnasında her memenin en az 5 dk. En fazla 20 dakika emzirilmesi gerektiğini, en son emzirilen memenin bir sonraki emzirmede ilk emzirilen meme olması gerektiğini söylediler. Ne kadar çok emzirirsek o kadar çok sütümüz artarmış. Sütü artıran en önemli şeyde bol bol sıvı tüketmekmiş. (Özellikle su)
Ders 6 : emzirdikten sonra birkaç dakika gazını çıkarmak için bebeğimizin sırtını sıvazlamalıyız.
Ders 7 : banyoya başlamadan önce bütün banyo malzemeleri hazır olmalıdır. Banyodan sonra kullanacağınız havlu ve giydireceğiniz giysileri de hazırlamanızda fayda var. Banyo yaptırırken en son başını yıkamalıyız. Başını yıkarken kulaklarını bükerek kulağına su kaçmasını engellemeliyiz. İlk günler banyo 5 dakikadan uzun olmamalı.
Sezeryan olmak insanı zorluyor. Hareketinizi kısıtlıyor. Beni ameliyattan yaklaşık 1 saat sonra hemşireler ayağa kaldırarak yürümemi istediler. Ne kadar çabuk ayağa kalkarsam o kadar iyiymiş. Yattığım yerden kolay gözüküyordu. Ne var ki kalkar yürürüm diyorsunuz ama öyle değilmiş. Önce oturtturuldum. Annem ve hemşire hanım terliğimi giydirmek için beni bıraktılar ve ben hooopp yatağa yan yattım. Yani bırakın ayağa kalkmayı oturmayı bile tek başıma yapamıyormuşum meğer. Sonra beni tutarak ayağa kaldırdılar ve kesinlikle önüme değil ileriye bakmamı söylediler. Midem bulanabilirmiş. Bende mide bulantısı olmadı. Ayağımı güçlükle sürüyerek yürüyebiliyordum. Yatağa dönmeyi can attığımı hatırlıyorum.
Elinize bir düğme tutuşturuyorlar. Bu acı hissetmemeniz için bir serumun düğmesi. Acı hissettiğinde tık yapıyorsun ve ilacı açıyorsun sadece birkaç damla. Ben okuduklarımdan acı hissetmeden basmam gerektiğini öğrenmiştim. Hile yapıp üst üste basarsanız biiip biiiiip yapıyor. Yani boşuna basma veremeyiz demek oluyor. Her seferinde tek bir tık hakkınız var. Bir süre sonra hemşire bana serumu çıkarmayı önerdi. Ama onu bırakmak istemiyordum. Buna hazır değildim. Bana, bunun daha iyi olacağını, şimdiden onsuzluğa alışmam gerektiğini çünkü yarın eve çıktığımda zorluk çekeceğimi anlattı. Bende kabul ettim ama bir süre sonra acılar başlayınca ona kızmaya başladım ama o haklıydı. Serumun yerini tutacak olan vermidondu. Eve döndüğümde de vermidon kullanacaktım. Hastanede o kadar rahattım ki eve dönmeye korkuyordum. Nasıl başa çıkacaktım?
Artık eve dönüş vakti. Bebeğimin eviyle tanışma vakti…
Hastaneden tam çıkarken bebeğimin biluribin seviyesinin yüksek olduğunu söylediler. Işık tedavisi gerekebilirmiş. Yani sarılık olma olasılığı var mış. Eskiler yeni doğan bebeğe sarı giydirirler. Sarılık olmasın diye. Gerçek şu ki beyaz giydirdiğinizde bebek gerçekten sarı gözüküyor. Sarı giydirdiğinizde ise sarı olduğu kamufle oluyor. Bu beni çok üzdü. Bu üzüntüyle hastaneden çıktık. Birkaç gün sonra bir çocuk doktoruna götürdük. Doktor kan almaya bile gerek olmadığını yeni doğan bebeklerin %80’inde biluribin değerlerinin yükseldiğinin 1 hafta sonra ise normale döndüğünü söyledi. Çok sevinmiştik. Gerçektende öyle oldu. Doktordan doktora her zaman fark vardır. Emin olmadığınız durumları başka bir doktora danışmayı deneyin. Sonuç sevindirici olabiliyor.
Böylece artık doktorumuzu bulmuştuk. Ali cihandide. Aşılarımızı artık o vuruyor ve gelişim kontrollerini o yapıyordu. Aşıyı gerçekten çok güzel yapıyordu. Bebeğimiz sadece birkaç saniye ağlıyor sonrasında hemen susuyordu. Bir aşıyı farklı bir yerde vurdurmak zorunda kaldık. Verem aşısını. İşte o zaman aradaki farkı anladık. Kerem 1 hafta kendine gelemedi.
Bu arada bebeğimizin doğumdan sonra kilosunda düşüş oldu. 2 kilo 870 gr. Bu normalmiş. Doğum kilosunda ilk zamanlarda düşüş olurmuş. 2.500 kilodan aşağı olmamak şartıyla.
ARTIK EVDEYİZ
Yarım saatte bir emziriyorum. Gece uyku yok, gündüz uyku yok. Yorgun düşüyorsunuz. Emziriyorum neden hala ağlıyor? Nedenini Doktor Cihan bey söylüyor. Sütün doyurucu değil. Mama takviyesi yapmamız lazım. Eğer şimdi başlamazsak bebeğinin gelişiminde ciddi olumsuzluklar olabilir” diyor. Yine üzülüyorum. Eve gidip söylendiği şekilde aldığım biberonları 5 dakika kaynatıyorum. Hijyen çok önemli. Daha yeni doğdu ve bünyesi çok hassas. Sonra içme suyunu 10 dakika kaynatıyorum.(mama için) ne fazla ne az. Çok olursa suyun içindeki önemli mineraller yok olabiliyor ve oksijen miktarı azalıyor. Eğer 10 dakikadan az kaynatırsanız da içerisindeki mikroplar ölmüyor. Bütün bunları hallettikten sonra mamayı verdim ve Kerem’in gözleri kaydı ve hiç olmadığı kadar huzurlu uykuya daldı. Doktorumuz haklıydı. Kerem açlıktan uyuyamıyor sürekli ağlıyordu. Kendimi suçlu hissettim ve çok üzüldüm. Ama çok sonra bunun benim elimde olmadığını kabullendim. Anne sütü ve mama bir arada çok iyi gitti. Emzirmeyi hiç bırakmadım. Size mama verdiğiniz için kızanlar oluyor. Özellikle anneniz. İstediğiniz kadar savunma yapın olmuyor. Neden mama? Sadece emzir. Doktora bakma sen diye söyleniyor. Zaten bebeğiniz olduktan sonra herkes size bir şeyler için kızıyor. Yaptıklarınızın yanlış olduğunu söylüyor. O yüzden diyorum ki araştırın. Ben gördüm ki herkes farklı bir şey söylüyor. Doğruyu bulmak sizin elinizde.
Önceleri keremle aynı odada yatıyoruz. Şu satılan küçük sepetlerden almıştık. İyi ki de almışız. Çok rahat ettik. Bebeğiniz yattığı yerden kendi oturabilene kadar bunu yatak olarak kullanabiliyorsunuz. Ayrıca sezeryanlı bir anne için çok derin olmadığından bebeğini yatırıp, kaldırmakta zorluk çekmiyorsunuz. Bir şey vardı bizi zorlayan. Bebeğimiz gündüz uyuyor gece ise sürekli uyanık, bizide uyutmuyordu. Nedenini odanın karanlık olmasına bağladık. Gece lambasıyla uyumayı denedik. Haklıydık. Artık gündüz uyanık gece uyuyorJ Kerem 3 aylık olana kadar aynı odayı paylaştık. Sonunda onu hazırladığımız kendi odasına almaya karar verdik. 3 ay bir dönüm noktası sanki. Bebeğinizin farkında olmaya başladığı an. Bir arkadaşım bana bebeklerin 3 aylıkken karekter değişikliği yaşadığını söylemişti. Bir şeylere alıştırma vaktiydi bizim için. Eğer odaları ayırma kararını erteleseydik sonrasında çok zorluk çekebilirdik kim bilir. Biz çok rahat ettik. Küçük bir gece lambası yaktık odasında. Karanlıkta uyumuyordu.

2 yorum:
Tatlım merhaba,
Şuan çok mutluyum ki senin gibi bir arkadaşım varmış.Sitende saatlerdir geziniyorum.senin zeki olduğunu biliyordum ama bu kadar özenli ve güzel bir site hazırlayabileceğin aklıma gelmemişti.Hamileliğinde yaşadığın herşey inan benim bir çok soruma cevap niteliğinde oldu.Bende 7,5 aylık hamileyim bebeğim kız olacakmış.bebeğim olacağına sevinsem mi üzülsem mi bilmiyorum fakat bu hamilelik işi beni fazlasıyla yordu,bunalım içindeyim çok fazla kilo aldım ve bu beni gerçekten çok üzüyor bebeğime bakabileceğim konusunda da endişelerim var.aslında henüz hazır hissetmediğim bir anda hamile kaldım galiba.ben de 37.haftaya kadar çalışmayı düşünüyorum ama nasıl? aslında bende senin gibi çalışma hayatına ara vermeyi çok isterdim.biliyorsun ki uzun süredir çalışma hayatındayım.ve çok yoğun bir tempoda.fakat şu anda şartlarım pek müsait değil buna.birde evde daha kötü olacağımı düşünüyorum.birde doğum k!
orkusu
yaşıyorum tabii..öyle güzel anlatmışsın ki herşeyi biraz rahatlar gibi oldum sanki.bende epiduralle doğumu düşünüyorum ama kısmet tabii zaman neyi gösterir bilinmez.bu arada sitendeki onca güzel şeyleri yapabildiğini ve bunlara ilgin olduğunu hiç bilmiyordum.bunlar çok güzel uğraşlar ama ben becerebileceğimi hiç sanmıyorum.seninle konuşmak aradaki onca yıla rağmen çok iyi geldi gerçekten hala eskisi gibiyim.yani fazla arkadaşım yok ve kimseyle görüşmüyorum ev ve iş hayatıyla boğuşma içinde geçiyor günlerim.bazen şanssız biri gibi görüyorum kendimi.neyse birtanem canını sıkmak istemedim biliyorsun senin benim içn çok değerliydin hep öyle kaldın.yıllar umrumda bile değil görüşemesek bile.seninle güzel bir dostluğumuz vardı.bebeğinde senin gibi çok tatlı görür görmez kanım kaynadı.Kerem'i benim için öpermisin.kendine ve ailene çok iyi bak.bende seni çok öpüyorum.görüşürüz.
Canım yazdıklarını okumak güzeldi. sen karşımdaymşsın gibi hissettim. anne olmak insanı ilk zamanlar korkutuyor bu doğru fakat anneliğin tadını o 3 aylık olduğunda sana ilk gülümsemesiyle dahada pekiştiriyorsun. ve sana Annneeecimmm diye seslenmeye başladığı an ondan vazgeçemiyeceğini anlıyorsun. Korkma, dünyanın en güzel şeyi anne olmak. vede senin gibi güzel bir kızın olması herşeye bedel. bebeğin sağlıklımı şükret, eşin iyi mi bir kere daha şükret gerisi boş güzelim.hamileliğin psikolojisidir bu stresler. herşeye ağlamalar kırılmalar. sen şanslısın unutma çevremde okadar bebek sahibi olmak isteyipte olamayan varki. bana özenerek imrenerek bakıyorlar. sağlıklı ve dünya şekeri bir bebeğim var. onu tanımanı isterdim.kızın olucak pembişler giydiricek saçını örüceksin. onunla mc donaldsa gidip hamburger yicek herşeyi ona anlatabileceksin. artık yalnız değilim diyceksin. seni çok seven bir bebeğin olucak.çalışma çalışmada görüşelim bol bol. bebeğini başkasına bırakma. sevgiler canım. öpüyorum seni kocamannn ve bebeğinide. doğum korkusu yaşama boş. sen sadece adını ne koyucam diye düşün:) vede bebeğinle konuş ona şarkı söyle. seni seviyorum de ona.
Yorum Gönder